Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Endokrinoloji iç hastalıklarının bir alt dalı olarak; vücutta salgı bezleri (tiroid, paratiroid, hipofiz, böbreküstü bezi, pankreas, over, testis), nöroendokrin sistem, kemik ve yağ dokusu ile ilgili hastalıkları kapsadığından, oldukça geniş bir hasta grubundan sorumludur. Bu hastalıkların en sık görülenleri olarak; tiroid hastalıkları, şeker hastalığı, şeker düşmesi, lipid bozuklukları (kolesterol ve/veya trigliserid yüksekliği), kilo fazlalığı ve obezite (şişmanlık), kemik erimesi, kalsiyum metabolizması bozuklukları, hipofiz yetmezliği ve tümörleri, böbrek üstü bezi hormonlarında yetmezlik, böbrek üstü bezi tümörleri, endokrin hastalıklara bağlı hipertansiyon (yüksek kan basıncı), kadında menstrüel düzensizlik, erkekte erektil disfonksiyon sayılabilir. Yukarda bahsi geçen endokrin organlar tarafından salgılanan onlarca hormon vardır. Bir kişide endokrinolojik bir problem araştırılırken, önce hastanın öyküsü alınır, fizik muayenesi yapılır ve konan ön tanıya yönelik olarak, hormon düzeyleri ilgili hormonlara özel ideal koşullarda ölçülür. Endokrinoloji bu hormon düzeylerinin hastanın klinik bulguları ile yorumlanması sanatıdır.
Günümüzde zaman zaman hasta hekim tarafından görülmeden, bir laboratuvarda merak edilen hormon düzeylerinin ölçümü ve anormal çıkan sonuçlar için endokrinolojiye başvurulması şeklinde bir yaklaşımın benimsendiği durumlara rastlamaktayız. Ancak hormonların ölçümlerini etkileyen onlarca faktör vardır. Hormon düzeyleri gün içinde değişkenlik gösterebileceği gibi, kişinin eşlik eden hastalıkları, kullandığı ilaçlar, takviye ve vitaminler de hormon düzeylerini etkiler. Hormon düzeylerini ölçen cihazların kalibrasyonu, standart sapmaları da tamamen ayrı bir konudur. Dolayısıyla, ön tanı olmadan, endokrinoloğu devre dışı bırakarak direk hormon ölçülmesi şeklindeki yaklaşım sonuçlarıyla hastada gereksiz kaygı yaratabileceğinden önerilmez.


